Sakarya Başörtüsü Platformu

22/9/2007 - SBP 106.Başörtüsü Eylemi: “Sivil anayasa mı?...”

Sakarya Başörtüsü Platformu 106.Başörtüsü Eylemini gerçekleştirdi. Ana eksenini gündemdeki “sivil anayasa” tartışmalarının oluşturduğu basın açıklamasında ayrıca YÖK ve ulusal medyanın başörtüsü yasakçılığındaki tavırları protesto edildi

 

Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der Geyve Temsilciliği üyesi Mustafa Özer tarafından okunan basın açıklamasında; “sivil anayasa” hazırlığı konusunda gelinen nokta değerlendirildi. Açıklamada, kararın Başbakanın inisiyatifine bırakılması ve yasağın  sadece üniversitelerde kaldırılmasına yönelik çözüm arayışları ile ilgili olarak şu ifadelere yer verildi. “Hayatın her alanında, müslümanların rahatça ve özgürce İslami inanç ve kimlikleri gereği taktıkları başörtüsünün sadece üniversiteler gibi sınırlı ve kısıtlı bir alana sıkıştırılmak istenmesi açıkça bir dayatmadır, zorbalıktır. Ayrıca; on binlerce Müslümanı ilgilendiren böyle yakıcı bir sorunu bir kişinin tekeline bırakmış olması da Ak Partinin bu konudaki ciddiyetsizliği ve samimiyetsizliği olarak algılanacaktır.”

 

Özer, YÖK Başkanı Teziç’in Rektörler Komitesi toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında “Kılık kıyafet yönetmeliğinde başörtüsü lehine bir karar değişikliği yapmak hukuken mümkün değildir. Bakın daha önce iki parti kapatıldı” gibi sözlerle hükümete ve halka gözdağı vermeye çalıştığını, Hürriyet’in Başyazarı Ertuğrul Özkök’ün ise “Başörtüsü serbest olacağına darbe olsun daha iyi” başlıklı bir yazı kaleme alarak darbeye ve darbecilere açık bir çağrı yaptığını belirtti. İslam’dan, başörtüsünden, namazdan ve namaz kılanlardan büyük rahatsızlık duyanlar olduğunu söyleyen Özer açıklamasına “Yapılması gereken, İslam’a her zamankinden çok daha fazla sahip çıkmaktır. Yapılması gereken, başörtüsüne özgürlük için verilen mücadeleleri desteklemek ve omuzlamaktır. Yapılması gereken; içimiz ürpererek, takvayı kuşanarak,  Rabbimizden sabır ve namaz ile yardım dilemektir.” sözleriyle devam etti.

 

Özer, açıklamasını şu cümlelerle bitirdi. “Açıklamamızı bu hafta içinde vefat eden, İslami camianın mücadeleci şahsiyetlerinden Fikret Özdemir ağabeyimize Rabbimizden rahmet ve mağfiret dileyerek bitirmek istiyoruz. Hayatını İslami mücadeleye adadığına şahitlik ettiğimiz Fikret Özdemir’i Rabbimizin huzuruna uğurlarken inşallah mekanı cennet olur diyoruz. Amin.”

 

“Zulme Karşı Direneceğiz; Başörtüsüne  Özgürlük” ve “Tevhid Adalet Özgürlük” yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları, eylemde “Direne Direne Kazanacağız” sloganını attılar. Eylemde “Namazımız Orucumuz Başörtümüz Kimliğimizdir”, “Direnmek; O’nun İçin O’nun Adına, Direnmek; Zulme ve Zalime Karşı, Dün Bugün Yarın” yazılı dövizler de taşındı.
 

Sakarya Başörtüsü Platformu 106. Basın Açıklaması Tam Metni:


Sivil anayasa mı? Yoksa darbecilerle uzlaşma arayışı mı?

 

Başörtüsü yasağı yine gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. 22 Temmuz’dan aldığı cesaret ile mevcut anayasayı değiştirerek “sivil bir anayasa” taslağı hazırlama çabası içerisine giren AKParti söz konusu anayasa taslağı üzerindeki çalışmalarını bitirdi. Komple bir anayasadan çok gündem başörtüsü konusunun ne olacağına odaklanmış durumda. Tüm hazırlıklarını bitiren heyet başörtüsü üniversitelerde serbest olsun mu olmasın mı konusunda tüm inisiyatifi Başbakan Erdoğan’a bırakmış görünüyor. Bundan sonra Başbakan’ın neyi gözeteceği, nasıl ve ne şekilde karar vereceği önem kazanmış gibi duruyor.

 

Bu konuda Sakarya Başörtüsü Platformu olarak şunu ifade etmek istiyoruz;
Başörtüsünün, “türban” adı altında üniversitelerde serbest olup olmaması noktasına indirgenmesi hiçbir şekilde kabullenilemez bir durumdur. En başta başörtüsü İslam’ın açık bir emridir ve asırlardır bu coğrafyada bu şekilde kullanılmaktadır. Hayatın her alanında Müslümanların rahatça ve özgürce İslami inanç ve kimlikleri gereği taktıkları başörtüsünün sadece üniversiteler gibi sınırlı ve kısıtlı bir alana sıkıştırılmak istenmesi açıkça bir dayatmadır, zorbalıktır. Ayrıca; on binlerce Müslümanı ilgilendiren böyle yakıcı bir sorunu bir kişinin tekeline bırakmış olması da Ak Partinin bu konudaki ciddiyetsizliği ve samimiyetsizliği olarak algılanacaktır. Toplumun kahir ekseriyetinde çok geniş bir kabul gören başörtüsü konusunda Başbakan’ın alacağı tavır, beklentileri boşa çıkaracak bir sonucu doğurmamalıdır.

 

Bununla birlikte üniversitelerde başörtüsüne özgürlük konusu gündeme gelince YÖK Başkanı Erdoğan Teziç başkanlığında Rektörler Komitesi olağanüstü olarak toplandı ve Hükümete ve Müslüman halka göz dağı vermeye yönelik açıklamalar yaptı. Basına konuşan Teziç;
“Kılık kıyafet yönetmeliğinde başörtüsü lehine bir karar değişikliği yapmak hukuken mümkün değildir”
“Bakın daha önce iki parti kapatıldı” gibi sözlerle vermek istediği gözdağının boyutlarını da ortaya sermiş oldu. Ayrıca yine bununla alakalı olarak Kartelin amiral gemisi Hürriyet’in Başyazarı Ertuğrul Özkök; “Başörtüsü serbest olacağına darbe olsun daha iyi” başlıklı bir yazı kaleme alarak darbeye ve darbecilere açık bir çağrı yaptı.

 

Tüm bunlar açıkça göstermektedir ki;
Bazıları İslam’dan, başörtüsünden, namazdan ve namaz kılanlardan büyük rahatsızlık duymaktadır, korkuya kapılmaktadır. On yıllardır İslam’ı ve Müslümanları hiçe sayan bu zihniyet bugün açıkça darbe şakşakçılığına soyunmuş durumdadır. Yapılması gereken, İslam’a her zamankinden çok daha fazla sahip çıkmaktır. Yapılması gereken başörtüsüne özgürlük için verilen mücadeleleri desteklemek ve omuzlamaktır. Yapılması gereken, namazımıza her zamankinden çok daha fazla sahip çıkmaktır. Namazımızı korumaktır. Başörtümüzü korumaktır. Yapılması gereken; içimiz ürpererek, takvayı kuşanarak,  Rabbimizden sabır ve namaz ile yardım dilemektir.

 

Açıklamamızı bu hafta içinde vefat eden, İslami  camianın mücadeleci şahsiyetlerinden Fikret Özdemir ağabeyimize Rabbimizden rahmet ve mağfiret dileyerek bitirmek istiyoruz. Hayatını İslami mücadeleye adadığına şahitlik ettiğimiz Fikret Özdemir’i  Rabbimizin huzuruna uğurlarken inşallah mekanı cennet olur diyoruz. Amin.

 

SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU adına ÖZGÜR-DER Geyve Temsilciliği

 

www.sakaryadayanismaplatformu.org

 

www.basortusuplatformlari.org

 

 

Yorum yaz!

26/6/2008 - bu memleket kimin

Yazan yusufelkuddusi@mynet.com
sümeyra.? abisi bu memleket için cebhede şehit oluyor. ama şehit ailesinin hayatta tek kalan sümeyra abisini şehit olgugu vatan topragında okuma hakkı hatta yaşama hakkı kalmıyor. o zaman bu memleket kimin eyer sizinse sizde cepheye gelin şehit olun yoksa amerikanın demokrasisine inaniyorsanız ıraka gidin. herhafta okudugunuz yemini unutmayın: dogacaktır sana vadettigim günler yakın belki yarın belki yarında yakın
Bağlantı

12/4/2008 - baş örtüsü

Yazan güray
medeniyet dediğin açmaksa bedeni,hayvan dediklerimiz bizden daha medeni...
Bağlantı

29/11/2007 - İnanca Saygı

Yazan Ramazan ALP
İNANCA SAYGI
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 2. maddesi aynen şöyle: İnsanlar ırk, renk, cins, dil, din, siyasi veya diğer bir inaç, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi bir fark gözetmeksizin eşittir.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin baş mimarlarından olan Amerika´ da geçtigimiz yıllarda Cumhurriyetçi Parti tarafından hazırlanarak Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu'nda kabul edilip Başkan Bill Clinton'un da onayıyla Senato da ele alınarak yasalaştırılan kanun tasarısı, ülkedeki kamu kuruluşlarında ve okullarda dini faaliyetleri serbest bırakıyordu. Bu yasaya göre; devlete bağlı iş yerlerinde ve okullarda herkes kendi dininin emrettiği şekilde giyinebilecek, dininin gereği olan sembolleri taşıyabilecek, mensubu olduğu dini başkalarına tanıtabilecek, bu maksatla dini yayınlar dağıtabilecek ve bu faaliyetlere kimse engel olamayacak...Yine bu yasaya göre; devlete bağlı bütün iş yerlerinde çalışanlar kendi dinlerine uygun olarak ibadet edebilmeleri için bir yer gösterilmesini isteyebilecek ve iş yeri onun bu isteğini temin etmek zorunda olacak. Kıyafet konusunda yine isteyen istediği kıyafeti giyme özgürlüğüne sahip olacak ve çalıştıkları iş yerlerinde dini konulardaki kitap ve dergileri dağıtabilecek. Ayrıca iş yerlerinde ve okullarda sabahleyin işe başlarken herkes kendi dini inançları doğrultusunda dua edebilecek, mahkemelerde duruşmalara kendi dini inançlarının dualarıyla başlayabilecek, amirler emri altındaki çalışanları dini inaçları yüzünden tenkid edemeyecek, din ayrımı yapamayacak...
Bu yasanın ardından Virginia asıllı Amerikan vatandaşı ve ABD Senato üyesi olan Anju Smith isimli bir kadın islami kıyafete bürünmüş tesettürlü haliyle Senato'da Besmele ile sözlerine başlayarak Kongre üyelerine duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Aynı dönemlerde Ürdün asıllı Ahmet Abdül Aziz adlı Müslüman bir işçi ABD'nin önde gelen havayolu şirketlerinden Unuted Airlines'de dini inançlarını yerine getirdiği için işten çıkarılması sebebiyle açtığı dava iki hafta gibi kısa bir sürede sonuçlanarak, havayolu şirketi Ürdün asıllı Ahmet Abdül Aziz'in inancına saygısızlık ettiği gerekçesiyle 2.9 milyar Dolar rekor bir tazminat ödemeye mahkum edildi.
Yine Amerika'nın ünlü Bagladeş restaurantlar zincirlerinden birinde başörtülü çalışan Müslüman bir kadının başörtüsü taktığı gerekçesiyle işten atılması akabinde mahkemeye başvuran Müslüman kadın davayı kazanarak işine geri döndü.
Yine ABD'nin ünlü Dunkin Donuts şirketler zincirinin Broston şehrindeki şubesinde çalışan müslüman bir kadın, başörtüsünü çıkarmadığı gerekçesiyle işten atılınca mahkemeye başvurarak davayı kazanıp işine geri döndü.
Yine Nashville kenti Metropolitan devlet okullarında bir öğretmenin tesettürlü bir öğrencisinden başörtüsünü çıkarmasını, şarkı ve dans faaliyetlerine katılmasını istemesi aksi halde diğer derslere katılmasına izin vermeyeceğini söylemesi üzerine dava açan genç kız, davayı kazanarak, okuldaki öğretmenin işine son verildi ve genç kız okuluna devam etti... Amerika'da durum böyle, şimdi gelelim Avrupa'ya:
Alman Anayasası'nın 1. maddesi şöyle. " İnsan haysiyet ve onuruna dokunulamaz. Onu korumak ve ona saygı göstermek, bütün devlet güçlerinin vazifesidir" 4. maddeside "İnaç ve vicdan hürriyeti, din hürriyeti ve dünya görüşü sahibi olmak dokunulmazdır. İbadet hürriyeti garanti altına alınmıştır." Alman anayasasının şu iki maddesini hatırladıktan sonra hemen Almanya ve Avrupa'daki duruma bakalım:
1996 yılında Baden würtemberg Eyaleti'nde Afgan kökenli Müslüman öğretmen Fereshta Ludin, başörtüsü ile derslere girmesi sonucu okul idaresi ve Stuttgart Yüksek Eğitim Dairesi ile mahkemelik oldu. Mahkeme , başörtülü öğretmeni haklı buldu ve okul idaresi mahkemenin verdiği kararı kabul ettiğini açıklayarak öğretmenin derslere başörtüsü ile girmesinin doğal hakkı olduğunu belirtti.
Gelnhausen şehrindeki okulunda beden eğitimi derslerine erkeklerle beraber katılmayacağını belirten 20 yaşındaki Türk kızı Arife Y. okul idaresiyle mahkemelik oldu. Frankfurt İdari Mahkemesi'ne başvuran Türk kızı haklı bulundu ve mahkeme Arife'nin kız arkadaşlarıyla birlikte ve bir kadın öğretmen yönetiminde beden eğitimi derslerine katılması yolunda karar aldı. Okul yönetimi mahkeme sonrası Arife'nin kız arkadaşlarıyla beden eğitimi dersi alırken spor salonunun jaluzilerinin indirilmesi içinde izin verdi.
Düseldorf Eyalet Mahkemesi 16 Eylül 1998 de aldığı bir kararla Kuzey Ren Westfalya Eyaleti'ndeki okullarda başörtüsü yasağı olmadığını, Müslüman kız öğrencilerinin derslere başörtüsü ile girebileceğini açıkladı. Bu kararın ardından NRW Eyalet İçişleri Bakanlığı ilgili birimlere yaptığı yazılı uyarıda, öğretmenlerin tarafsız bir din politikası izlemesi gerektiğine dikkat çekti.
Bonn kentindeki bir hastanede temizlik işçisi olarak çalışan bir Türk kadını başörtüsü taktığı için işveren tarafından mahkemeye verilerek işten çıkarılmak istendi. Mahkeme Türk kadını haklı bularak, işten çıkarılma talebini redetti ve Türk kadının başörtüsü ile çalişmasında hiçbir engel olmadığı yolunda karar verdi.
Belçika'nın Beringen şehrinde yaşayan Gülzade Durmaz, Fatma Uygun, Zübeyde Öztoprak, Munife Celilin, Telli Girgin, Zeynep Orman ve Yasemin Çalışkan isimli Türk kadınlarının başörtülü fotoğraflarını bahane ederek oturma müsadesi vermek istemeyen Beringen Belediyesi'ni mahkemeye veren Türk kadınlar davayı kazanarak otuma müsadesini aldılar. Mahkeme hakimi G. Poelmans " Biz İslamiyet'i resmi din olarak kabul ettik, orada kadınların örtünmeleri emr olunuyor. Bu yedi bayanın hakkı olan oturma müsadesini uzatacağınız güne kadar günlük 10 bin Belçika Frangı para cezası vereceksiniz." dediği kararında Belediye´yi uygulamsından dolayı mahkum etti.
Fransa'da Danýþtay 1989 ve 1998 de aldığı iki ayrı kararla " okullarda bütün dini aidiyet belirtilerini serbest bıraktı."
Fransa'nın Orne Vilayeti Flers kenti'ndeki Jean Monnet Ortaokuluna kayıt yaptırmak isteyen Esmanur Kervancı isimli bir Türk kızı başörtülü olduğu gerekçesiyle okula kaydı yapılmadı ve Babası mahkemeye baş vurdu. Bu olay Fransa'daki eğitimcileri ikiye böldü. Laik eğitimciler kimi yerlerde protesto yürüyüşleri yaptı. Ancak yine laik üyelerden oluşan mahkeme heyeti Esmanur'u haklı buldu! Ve aynı ortaokula kaydı yapıldı...
Bu ve benzeri örnekler Hollanda, İsviçre, Danimarka, Avusturya İspanya, İtalya ve İsrail dahil dünyanın bütün ülkelerinde mevcuttur, hepsini yazmaya kalksak sayfalar yetmez.
Görüldüğü gibi; geçmişte Müslümanlara karşı Haçlı Seferleri'ni düzenleyenlerin torunları, Müslümanların başörtüsü sayesinde kurtuluş savaşları verdiğini bildikleri için bugün Müslümanların haklarına oldukça riayet etmektedirler
Halkının yüzde doksan dokuzu Müslüman olan Türkiye'de ise, durum tam tersine işliyor. ;İnaçları gereği başörtüsü takan kız öğrencilerin ilkokuldan üniversiteye dek bütün eğitim kurumlarında okumalarına laiklik, çağdaşlık adına müsade edilmiyor. Zaten devlet işletmelerinde ve buna paralel olarak özel işletmelerin ( inaçlı kesim hariç ) hiç birinde başörtüsüyle çalışmak kesinlikle yasak. Başörtüsü takanlar maalesef gerici , bölücü ve vatan haini gözüyle bakılır hale geldi.! Oysa daha dün bir Fransız askerinin Kahraman Maraş'ta bir kadının başörtüsüne el atmasıyla başlayan hareket, düşmanın yurttan temizlenmesine ve Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasına sebep olmamış mıydı?
Bir ana ve babanın erkek evladı askerde şehit olduğunda kahraman ilan ediliyor! Uluslararası bir başarı elde ettiğinde ülkenin medar-ı iftiharı olabiliyor! Ama aynı ana ve babanın kız çocuğu sırf inancı gereği başörtüsü takıyor diye gerici, bölücü hatta vatan haini ilan edilebiliyor! Gülelim mi ağlayalım mı bilemiyorum...
Laik, ilerici, çağdaş olduklarını ileri süren yasakçı kafaların, Belçikalı hakim kadar bile olamayıp Müslümanlığı resmi din olarak bile kabul etmemeleri garip değil mi? Bu simaların uygulamaları; gelecekte kurulacakları siyasi koltukların yolunu yapmaktan başka birşey değil. Bu zatlar, hertürlü hiçbir hukuki dayanağı olmayan yasakçılıklarıyla belirli y erlere selam gönderiyorlar. Bunu yaparken de başörtüsünü bir araç olarak kullanıp anayasayı ve halkı hiçe saymaktadırlar. Bu haksız uygulamaya karşı çıkması gerekenler ise, ne hikmetse her konuda konuşurken, bu hukuk ayıbı karşısında maalesef sessiz kalmayı yeğliyorlar. Evet, Türkiye bu ayıba asla layık değildir ve olmamalıdır. Aksi halde onun çağdaşlığından, demokratlığından, insan haklarına saygıgısından ve AB üyeliğine hakkı olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Türkiye, 2000´e bir kala, bürokratların keyfi uygulamalarına sahne olmaktan şimdi kurtulmayacak da ne zaman kurtulacaktır? Kimsenin bu ülkeyi ve insanını diğer millet ve devletlerin yanında saçma sapan uygulamalarla küçük düşürmeye hakkı yoktur. Bunu yapanları, dolaylı veya doğrudan destek verenleri insanlar unutsa bile tarih asla unutmayacak ve hesabını mutlaka soracaktır...

YAZAR: Ramazan ALP Almanya’da yayınlanan Aktüel Gazetesi, Şubat 1999
Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Sakarya Başörtüsü Platformu

Sakarya Başörtüsü Platformu, her Cumartesi saat 12.30'da Bulvar AKM önünde toplanıyor! Başörtüsü yasağına karşı çıkarak, şahitliğine devam ediyor! Ve soruyor: Sen değilsen kim? Şimdi değilse ne zaman?

Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım